Ana Sayfa Etiketler Şunun ile etiketlenen gönderiler "aşk"
0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestEmail
namik kemalin otobiyografisi ayrintili uzunmal

Namık Kemal’in Otobiyografisi Ayrıntılı Uzun

Detaylı Namık Kemal Otobiyografi

21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da doğdu. Asıl adı Mehmed Kemal’dir. Namık adını ona şair Eşref Paşa vermiştir. Babası, II. Abdülhamid döneminde müneccimbaşılık yapmış olan Mustafa Asım Bey’dir. Annesini küçük yaşında yitirince çocukluğunu dedesi Abdüllâtif Paşa’nın yanında, Rumeli ve Anadolu’nun çeşitli kentlerinde geçirdi. Bu yüzden özel öğrenim gördü. Arapça ve Farsça öğrendi. 18 yaşlarında İstanbul’a babasının yanına döndü.

Namık Kemal 1863 yılında Babıali Tercüme Odası’na kâtip olarak girdi. Dört yıl çalıştığı bu görev sırasında dönemin önemli düşünürve sanatçılarıyla tanışma olanağı buldu. 1865’te kurulan ve daha sonra yeni Osmanlılar Cemiyeti adıyla ortaya çıkan İttifak-ı Hamiyet adlı gizli derneğe katıldı. Bir yandan da Tasvir-i Efkâr gazetesinde hükümeti eleştiren yazılar yazıyordu. Gazete, Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin görüşleri doğrultusunda yaptığı yayın sonucu 1867’de kapatıldı.
Namık Kemal de İstanbul’dan uzaklaştırılmak için Erzurum’a vali muavini olarak atandı. Bu göreve gitmeyi çeşitli engeller çıkarıp erteledi ve Mustafa Fazıl Paşa’nın çağrısı üzerine Ziya Paşa’yla birlikte Paris’e kaçtı. Bir süre sonra Londra’ya geçerek M. Fazıl Paşa’nın maddi desteğiyle Ali Suavi’nin Yeni Osmanlılar adına çıkardığı Muhbir gazetesinde yazmaya başladı. Ama Ali Suavi’yle anlaşamaması üzerine Muhbir’den ayrıldı. 1868’de gene M. Fazıl Paşa’nın desteğiyle Hürriyet adı altında başka bir gazete çıkardı. Çeşitli anlaşmazlıklar sonucu, Avrupa’da desteksiz kalınca, 1870’te zaptiye nazırı Hüsnü Paşa’nın çağrısı üzerine İstanbul’a döndü. Nuri, Reşat ve Ebüzziya Tevfik beylerle birlikte 1872’de İbret gazetesini kiraladı. Aynı yıl burada çıkan bir yazısı üzerine gazete hükümetçe dört ay süreyle kapatıldı. Gelibolu mutasarrıflığına atandı. Orada yazmaya başladığı Vatan Yahut Silistire oyunu, 1873’te Gedikpaşa Tiyatrosu’nda sahnelendiğinde halkı coşturup olaylara neden oldu. Bu haberi İbret gazetesinin yazması üzerine o sırada İstanbul’a dönmüş olan Namık Kemal birçok arkadaşıyla birlikte tutuklandı. Bu kez kalebentlikle Magosa’ya sürgüne gönderildi.
Namık Kemal 1876’da I. Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a döndü. Şura-yı Devlet (Danıştay) üyesi oldu. Kanuni Esasi’yi (Anayasa) hazırlayan kurulda görev aldı. 1877 Osmanlı-Rus Savaşı çıkınca II. Abdülhamid Han’ın Meclis-i Mebusan’ı kapatması üzerine tutuklandı. Beş ay kadar tutuklu kaldıktan sonra Midilli Adası’na sürüldü. 1879’da Midilli mutasarrıfı oldu. Aynı görevle 1884’te Rodos, 1887’de Sakız Adası’na gönderildi. 2 Aralık 1888’de Sakız Adası’nda öldü. Gelibolu Bolayır’da gömüldü.

 

Namık Kemal Şiirlerinin Özellikleri

Namık Kemal ilk şiirlerini çocuk denecek yaşlarda yazmaya başlamıştır. İstanbul’a geldikten sonra eski ve yeni kuşaktan şairlerin bir araya gelerek kurdukları Encümen-i Şuârâ’ya ve kimi Divan şairlerine nazireler yazmıştır. Şinasi’yle tanışıncaya kadar, şiirlerinde tasavvuf etkileri görülür. Bu dönemde özellikle Yenişehirli Avni, Leskofçalı Galib gibi şairlerden etkilenmiştir. Şinasi’yle tanışmasından sonra şiirlerindeki içerik de değişmiştir.

Bosna-Hersek Savaşları, 93 Savaşı gibi olayların yarattığı sonuçlar, onun yazdığı vatan şiirlerini etkilemiştir. Bu şiirlerin en tanınmışları arasında “Vâveyla”, “Vatan Mersiyesi”, “Vatan Şarkısı” ve “Hürriyet Kasidesi” yer alır. Namık Kemal şiirleriyle şiir tekniğine büyük bir katkıdabulunmuş sayılmazsa da o günler için alışılmamış diri bir sesle konuşmuş olması ve eserlerine kattığı yeni kavramlarla Türk şiirini Divan şiirinin edilgen edasından kurtarmıştır. Bütün bu nitelikler onun Vatan Şairi olarak anılmasına yol açmıştır.

Tiyatro Eserleri

Tiyatro türüne özellikle önem veren Namık Kemal, altı oyun yazmıştır. Bir yurtseverlik ve kahramanlık oyunu olan Vatan Yahut Silistire yalnız ülke için değil, Avrupa’da da ilgi uyandırmış ve beş dile çevrilmiştir.

Magosa’dayken yazdığı Gülnihal’de baskıya ve zulme karşı duyduğu tepkiyi dramatik bir biçimde dile getirmiştir. Oyunun sahnelenmesinde pek çok bölüm çıkarılmıştır.

Namık Kemal yine Magosa’da yazdığı Akif Bey’de, yurtsever bir deniz subayının göreve koştuğu sırada karısının kendisine bağlılık göstermeyişini anlatırken, ahlaki bir yorum da getirir.

Zavallı Çocuk’ta görücü yoluyla evlenmeye karşı çıkar.

On beş perdelik Celaleddin Harzemşah, Namık Kemal’in en beğendiği yapıtı olarak bilinir. Oyun, Moğollar’a karşı İslam dünyasını koruyan Celaleddin Harzemşah’ın kişiliği çevresinde gelişir. Bu eserde Namık Kemal, İslam birliği düşüncesini kapsamlı bir biçimde sergilemiştir.

Namık Kemal Romanları

Namık Kemal’in ilk romanı olan İntibah 1876’da yayınlanmıştır. Ruhsal çözümlemelerinin, bir olayı toplumsalve bireysel yönleriyle görmeye çalışmasının yanı sıra, dış dünya betimlemeleriyle de İntibah Türk romanında birbaşlangıç sayılabilir. Eleştirmenler Namık Kemal’in bu romanda yüksek bir edebi düzey tutturamadığı görüşünde birleşirler.

Dört yıl sonra yayımladığı Cezmi, tarihsel bir romandır. Kırım Şehzadesi Adil Giray’ın yaşadığı aşk ve Cezmi’nin onu kurtarmak isterken geçirdiği serüvenlerle gelişen romanda, Namık Kemal’in tam anlamıyla Avrupa Romantizmi’nin etkisinde olduğu izlenir.

1 yorum
0 FacebookTwitterPinterestEmail
beytullahim

Hz.İsa’nın kabri


Zaman: İS 1. yüzyıl
Mekân: Kudüs, İsrail

Yusuf cesedi alıp onu temiz bir keten bezine sardı; kaya içine oymuş olduğu
kendi yeni kabrine onu yatırdı ve kabrin kapısına büyük bir taş yuvarlayıp
gitti. MATTA 27:59-60

Kudüs’teki Kutsal Kabir Kilisesi’nin merkezinde İsa’nın gerçek kabrinin
bulunduğuna pek çok Hıristiyan yürekten inanır. Ancak Kudüs’ün putperest bir
kent olduğu iki yüzyıl boyunca İsa’nın gömülmüş olduğu yerin kayıp olduğu
gözönüne alınırsa bundan nasıl hâlâ emin olunabilir?

Hıristiyan olan ilk Roma imparatoru Konstantin 4. yüzyılın başında
Hıristiyanlığı imparatorluğunun resmi dini olarak ilan etmişti. 325 yılında,
İznik Konseyi sonrasında Kudüs başpiskoposu Makarios’tan İsa’nın kabrini
bulmasını ve üzerine büyük bir kilise inşa etmesini istedi.

Başpiskopos’un kabri nerede araması gerektiğini bildiği anlaşılıyor: Hiç
duraksamadan 200 yıl önce İmparator Hadrianus tarafından yaptırılan büyük Roma
tapınağını yıkmaya koyuldu. Tapınağın temellerinde bir kabir bulununca bunun
Arimathealı Yusuf’un 300 yıl önce İsa’nın cesedini aceleyle gömdüğü yer olduğu
bildirildi. Bu Tanrı’nın elinin yönettiği gerçek bir mucize miydi, yoksa
Makarios’u doğruca kabre götüren bir gelenek mi vardı? Ya da başka bir neden
olmuş olabilir miydi?

Günümüzdeki Kutsal Kabir Kilisesinin doğu-batı kesiti. En aşağı (doğu) uçta
Gerçek Çarmıh Şapeli. Söylentilere göre, Konstantin’in annesi Helena, İsa’nın
gerildiği çarmıhı burada bulmuştur. Küçük kubbe, güneybatısında Calvary
Kayası’nın bulunduğu özgün Kutsal Bahçe bölgesi üzerindedir. En sağda ise
ortasında Aedicule olan Rotunda.

İNCİL GELENEĞİ

İncil bize Romalılar’ın İsa’yı, yurttaşların suçlulara verilen cezayı daha iyi
seyredebilmeleri için Kudüs duvarlarına yakın idam yerinde çarmıha gerdiklerim
söyler: Kentin kuzeybatısında bugün hâlâ Kudüs binalarının cephelerini kaplamak
için kullanılan sert malaki kireçtaşı ocağı vardı.

Taşocağının İÖ 8. ve 7. yüzyıllardan kalma olduğu anlaşılmıştır ve burası
İsa’nın zamanında bahçeler ve meyve bahçeleriyle dolu bir alandı. Taşocağının
bir yerinde taş ustalarının inşaat amaçlarına uygun olmadığı için öylece
bıraktıkları bozuk bir taş daman vardır. Pek çok kimse işte bu kayayı İsa’nın
iki hırsız arasında çarmıha gerildiği Calvary ya da Golgotha (kafatası
biçimindeki yer) olarak kabul ederler.

Buraya yakın bir yerde Kudüs’ün zenginleri taşocağının kaya duvarına kendi
kabirlerini oymuşlardı. Arimathealı Yusuf’un kullandığı kabir bunlardan biri
olabilir: Matta İncili’nde (“Akşam olunca, İsa’nın şakirdi olmuş Arimathealı
Yusuf adlı zengin bir adam geldi. Bu adam Pilotus’a gidip İsa’nın cesedini
istedi. O zaman Pilotus verilsin diye emretti. Yusuf cesedi alıp…” 27: 57-60)
anlatıldığı gibi kabir, kentin duvarlarının hemen ötesinde ve idam yerinin de
yakınında olmalı. İncil’de kabrin kapısının değirmen-taşı biçiminde büyük ve
ağır bir kaya ile kapatıldığı yazılıdır.

Arkeologlar, Kudüs’ün o bölgesinde İsa’nın zamanından kaldığı saptanan böyle
birkaç kayaya oyulmuş kabir bulmuşlardır. Bunlar herhalde kuşaklar boyunca
ölülerini orada gömen ve girişlerini yuvarladıkları büyük taşlarla kapatan
aristokrat ailelere aitti. Bu “yuvarlanan taşlar”ı oynatmak için tıpkı Matta
İncili’nde anlatıldığı gibi çok büyük bir güç gerekiyordu.

Her ceset gömülmeden önce zamanın Yahudi törelerine göre yıkanıp yağlanır, sonra
kefenlenip kabir odasında kayalara oyulmuş bir rafa yerleştirilirdi. Kadınlar,
Sebt gününün sabahı İsa’nın cesedini yıkayıp yağlamaya geldiklerinde taşın
mucizevi bir biçimde yana çekilmiş ve gömme rafının boş olduğunu görmüşlerdi.
Bu olaylar Matta’ya göre şöyle olmuştur: “Ve Sebt günü geç vakit, haftanın ilk
gününe doğru, tan yeri ağarmaya başlarken, Mecdelli Meryem ve öbür Meryem kabri
görmeğe geldiler. Ve işte (…) Rabbin meleği gökten indi ve gelip taşı
yuvarlayarak üzerine oturdu. Onun görünüşü şimşek gibi idi, esvabı kar gibi
beyazdı. (…) Ve melek cevap verip kadınlara dedi: Siz korkmayın, çünkü haça
gerilmiş olan İsa’yı aradığınızı biliyorum. O burada değil, çünkü dediği gibi
kıyam etti”, Markos 28: 1-6.

Kutsal Kabir Kilisesi’nin havadan görünüşü. Büyük kubbe Kabrin üstündeki
Rotunda’yı örtmektedir. Soldaki kısa çapraz sahnın üzerindedir.

ROMA YÖNETİMİNDE KUDÜS

Kudüs Hıristiyanlar’ı yıllarca o noktaya taptılarsa da, 2. yüzyılın başlarında
Hadrianus kenti yıkıp kalıntıları üzerine kendi Aelia Capitolina putperest
kolonisini kurduğunda kabir de kayboldu. Hadrianus 135 yılında yüksek bir tepe
üzerinde aşk tanrıçası Afrodit’e adadığı büyük bir tapınak külliyesi inşa etti.

Belki de imparatorun tapınağım çarmıha gerilme yeri ile kabrin üzerine
yaptırdığına ilişkin nesilden nesile aktarılan bir söylenti vardı. 395 yılında
yazan Aziz Jerome’a göre yakındaki Calvary kayası üzerine tanrıçanın büyük bir
heykeli de dikilmiş olabilir. Daha sonraki Hıristiyan görüşüne göre Hadrianus,
Hıristiyanların bu en kutsal yerlerini ziyaretlerini önlemek için tapınağını
Kutsal Kabir üzerine yapmıştır.

Hıristiyanların da Yahudiler’in de yeni kentinde dinlerini uygulamalarına iyi
gözle bakmadığı bir gerçektir. Ancak Roma dönemi boyunca yine de Kudüs’te küçük
bir Hıristiyan azınlığı varlığını sürdürmüştür.

Konstantin, çarmıha gerilme yerinin ve İsa’nın kabrinin araştırılmasını
emrettiğinde kentin boyutları ve hatta duvarları bile büyük ölçüde değişmişti.
Kabrin genel olarak yeri geleneksel bellekte kalmış olsa bile, putperest Roma
günlerinde kentteki Hıristiyan sayısı çok azken, Hıristiyanlar İsa’nın gömüldüğü
yeri hâlâ nasıl bilebilirlerdi?

Ancak Başpiskopos Makarios kent duvarlarına bile bakmadan doğruca Hadrianus’un
kentinin merkezindeki forumun kuzeyindeki büyük Roma tapınağına gitmişti.
Çarmıha gerilme zamanında bu bölge kentin dışındaydı ve kente ancak İsa’nın
ölümünden 10 ile 15 yıl sonra dahil edilmişti.

(Solda) Batı Kudüs’te, eski kent duvarlarının ötesinde “Herod’un Kızlarının
Kabri” denilen kabrin içeriden görünüşü. Oyuktaki büyük yuvarlak taş ve
kayaların içine açılmış kabre giden basamaklar açıkça görülmektedir. (Sağda) Bu
altın yüzükte İmparator Konstantin döneminde (306-37) İsa’nın Kabri çevresinde
yapılan özgün Aedicule görülüyor. Yüzük 6. yüzyıldan kalmadır ve Kudüs’te
Tapınak Tepesi yakınlarındaki kazılarda bulunmuştur.

KABRİN BULUNMASI

Kabrin bulunması konusunda belki de bir görgü tanığımız vardır. Caesaria
Piskoposu ve kilise tarihçisi Eusebius, 337 yılında İmparator Konstantin’in bir
biyografisini yazmıştı. Eusebius’a göre kazı yapanlar İsa’nın kabrinin o kadar
kolay bulunmasına şaşmışlardı. Ama bir zamanlar orada olan pek çok kabrin içinde
doğru olanı bulmuşlar mıydı?

Yoksa bir kabir bulmuşlar ve bunun doğru olan olduğuna mı karar vermişlerdi? Her
ne kadar Eusebius ya da ondan sonraki kaynaklar bu konuda bir şey
belirtmemişlerse de, belki de kabir işaretliydi ya da üzerinde İsa’nın adı
yazılıydı. Oxford’daki Hertford Koleji’nden Martin Biddle, Roma’da Aziz Petrus
Kilisesi’nin mihrabının altındaki Aziz Petrus’un kabrinin bu yolla tanındığına
işaret etmiştir.

Her ne olursa olsun Kudüs’te inşa edilen Martyrion (ya da “Tanık”) Kilisesi
zamanının en büyüğüydü ve bugünkü Kutsal Kabir Kilisesi’nin atasıydı. Büyük
kilisenin ötesinde, Kutsal Bahçe’de, çevresindeki kayalardan kurtarılmış ve
çevresindeki toprak indirilmiş olan kabir duruyordu.

Konstantin 335 yılında kiliseyi kutsadıktan sonra kaya kabri, Aedicule (“küçük
ev”) adı verilen küçük bir türbeye aldı, çevresine Anastasis ya da “Dirilme”
denilen büyük bir yuvarlak yapı dikti ve üzerine kocaman bir kubbe geçirdi.
Bugün özgün Aedicule’ün üçüncü kuşağı kabri sarmaktadır. Ancak pek çok kimsenin
yaptığı gibi bunun gerçekten İsa’nın kabri olduğunu kabul etsek bile son bir
muamma daha vardır: Özgün kabirden herhangi bir parçanın kalıp kalmadığı
hakkında bir fikrimiz yoktur.

Özgün Aedicule ve onu barındıran kilisenin yapılmasından bu yana geçen yüzyıllar
içinde kilise yangın, deprem ya da insan eliyle çok kez kısmen ya da tamamen yok
edilmiştir. Aedicule, en son 1808’de bir yangından sonra yeniden yapılmıştı. Son
olarak da Kudüs İngiliz Mandası altındayken, 1927’de bir depremin ardından
yıkılacak duruma geldiğinde çelik iskelelerle güçlendirilmiştir.

Bu iskeleler hâlâ orada durmaktadır ve gelecekte Aedicule’de bir inşaat işine
girilmesi kaçınılmazdır. Kutsal Kabir Kilisesi’nden sorumlu Hıristiyan
topluluklarından alınacak izinle onarım yapılırken İsa’nın cesedinin yatırıldığı
gerçek kabirden geriye bir şey kalıp kalmadığını anlamak mümkün olabilecektir.

  1. yüzyılın ilk yarısında Manda döneminde kurulan İngiliz iskeleleriyle
    Aedicule’ün bugünkü durumu. Çevrede, Aedicule’ü saran Rotunda’nın kemerlerinden
    bazıları görülüyor.
0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestEmail
14 Şubat

14 Şubat Sevgililer Günü Mesajları / En Anlamlı Sevgililer Günü Mesajları

Bu özel tarihte sevdiklerini mutlu etmek isteyenler hediyelerini kısa ya da uzun aşk sözleri ile süslemek istiyor.14 Şubat Sevgililer Günü
Sevgililer Günü yaklaştıkça herkesler sevgililer günü özelike sevgililer günü için En Güzel En sevgililer günü lMesajları ve Sevgililer Günü Hediyesi için arayışta bulunuyor.

Sevgililer Günü yaklaştıkça herkesler sevgililer günü özelike sevgililer günü için En Güzel En sevgililer günü lMesajları ve Sevgililer Günü Hediyesi için arayışta bulunuyor.
SEVGİLİLER GÜNÜ NASIL BAŞLADI?

Sevgililer Günü, her yılın 14 Şubat günü birçok ülkede kutlanan özel gündür. Kökeni, Roma Katolik Kilisesi’nin inanışına dayanan bu gün, Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır. Bu sebeple bazı toplumlarda “Aziz Valentin Günü” (İngilizce: St. Valentine’s Day) olarak bilinir. Valentine kelimesi, Batı medeniyetlerinde hoşlanılan kişi veya sevgili anlamlarında da kullanılır.

Günümüzde, bazı toplumlarda sevgililerin birbirine hediyeler aldığı, kartlar gönderdiği özel bir gün olarak devam etmektedir. Tahminlere göre 14 Şubat günü, tüm dünyada 1 milyar civarında kart gönderilmektedir. Bunun yanı sıra hediye alımlarından kaynaklı piyasada satışlar artmaktadır.

Günümüzde Sevgililer Günü

14 Şubat, 1800 yıllarda Amerika’lı Esther Howland’ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasından bu yana çok sayıda insanın kutladığı toplumsal bir olay olmuştur. Bunun doğal sonucu olarak olayın ticari yönü çok fazla önem kazanmış, sevgililer günü tüm dünyada ticaretin canlandığı bir dönem haline gelmiştir.

SEVGİLİLER GÜNÜ İÇİN EN GÜZEL, SÖZLER AN ANLAMLI MESAJLAR

Bir demet gül vermek isterim sana. Güllerden güzelsin aslında. Gülü bir gün, seni sonsuza dek seviyorum.

Eğer gökyüzü bir parça kâğıt, deniz bir şişe mürekkep olsaydı yine de sana olan duygularımı yazmaya yetmezdi. Seni o kadar çok seviyorum ki.

Bazı rüyalar diğerlerinden daha uzun sürer. Bazıları da çok çok güzel. Benim en uzun ve en güzel rüyam şu an bu mesajı okuyor. Sevgililer günün kutlu olsun!

Sen günesin doğduğu, karanlığın bittiği yerdesin sen hep kalbimde yatan tek sevgilimsin. Sevgililer günün kutlu olsun!

Sana dalgalardan kalem yaptım ve kıyıya seni seviyorum yazdım, sen de inandın değil mı? Sen delisin, seni sevmedim, sana bağlandım sana taptım.

Bugün her zamankinden farklı bir şey yapayım dedim olmadı yine sana defalarca asık olup seni düşündüm… Sevgililer günün kutlu olsun!

Bu sevgililer gününde beyaz bir güvercin yolluyorum sana kanatlarında mutluluk, yüreğinde sevgi ve sadakat, kar beyaz tüylerinde umut ve gagasında iyi geceler öpücüğü, yanağını uzat.

İnsanlar tanıdım yıldızlar gibiydi, hepsi parlıyordu. Ama ben seni, güneşi seçtim, bir güneş için bin yıldızdan vazgeçtim. Sevgililer günümüz kutlu olsun!

Bütün mevsimleri bir günde, bütün yılları bir mevsimde yasamaya razıyım seninle… Daha nice sevgililer gününü beraber geçirmek dileğiyle..

Bana bir günün 24 saat, bir saatin 60 dakika ve bir dakikanın 60 saniye olduğu öğretildi ama sensiz gecen bir saniyenin sonsuzluk kadar uzun olduğu öğretilmedi. Yaşamımızın her anında birlikte olmamız dileğiyle sevgilim… Sevgililer günümüz kutlu olsun.

O kadar güzelsin ki yüzüne bakamıyorum. Titriyor ellerim, ellerini tutamıyorum. Öylesine bağlanmışım ki sensiz duramıyorum. Sevgililer günün kutlu olsun!

Gönlüme taht kurdun, gönlümün sultanı oldun, gece gökyüzünde parlayan yıldızım, sabah ise ruhuma doğan güneşim oldun. Sevgililer günün kutlu olsun!

Sevgililer gününde belki yanında değilim ama dünde, bugünde, yarında yüreğin kadar yanındayım. Kendini yalnız hissettiğinde elini kalbine koy ben hep ordayım!

Sen dünyaya sürgün bir meleksen ve ben seni o kadar çok seveceğim ki bir daha cennetine geri dönmek istemeyeceksin… Sevgililer günün kutlu olsun!

Ayrılık küçük sevgileri oldurur ama büyük sevgileri güçlendirir. Tıpkı rüzgârın mumu söndürüp yangını güçlendirdiği gibi… Bizim de sevgimiz hep yasayacak ve daha da güçlenecek sevgilim. Nice sevgililer günlerinde birlikte olmak dileğiyle…

Dün gece sen uyurken kızıla boyadım denizleri, uçurumdan attım sessizliği, haber saldım rüzgârlara fısıldasınlar seni ne çok sevdiğimi ve özlediğimi.

Sana dijital bir gül yolluyorum, çünkü uzaklarda elimden ancak bu kadarı geliyor. Ama bil ki gerçeğini, gözlerinin içine bakarak vermek isterdim. Ve seni sevdiğimi fısıldamak.. Sevgililer günümüz kutlu olsun!

Sen benim hayatımda olduğun surece, ne sen kimseye rakip ne de kimse sana rakiptir. Daha nice sevgililer gününde beraber olmayı diliyorum.

Güller anlatsın sana olan sevgimi, güller anlatsın yansızlığımı, çaresizliğimi. Yavaş yavaş eriyen yüreğimi güller anlatsın ben anlatamadım.

Öperim dudaklarından gül kokulu yanaklarından her dem gözlerimin hapsindesin kalbimin tek sahibisin… Sevgililer günün kutlu olsun!

Güneşin doğduğu da bir gerçek battığı da… Kalbimin attığı da bir gerçek, günün bittiği de… Ne çıkar tüm gerçekleri saysak tek tek. Seni seviyorum, işte o en büyük gerçek…

Yüreğimdeki tek arzu, hayalimdeki tek tutku, beni yaşatan tek duygu senmişsin bebeğim… Sevgililer gününü kutluyorum. Daha nice yıllara.

Seni sevdiğim kadar yasasaydım olumsuzluğun adını aşk koyardım… Sevgililer günün kutlu olsun biricik aşkım!

Doğan her günün sabahında içimde gözlerini görebilmek aşkı olmasa, inan hiç bir şeye değmezdi yasamak. Sevgililer günün kutlu olsun!

Sana doğru bir kelebek uçurdum, dağları denizleri astı seni buldu, yanağına ufacık bir öpücük kondurdu. Hissettin mi? Sevgililer günün kutlu olsun!

Bir yudum sevgi koskoca bir okyanusa bedeldir. Simdi uzaklarda senin bir yudum sevgine hasretim sevgilim. Seni hasretimi tüketircesine kucaklıyorum.

Sana yıldızlar kadar yakın olmak isterdim her baktığında beni görebilmen için, sana bulutlar kadar yakin olmak isterdim üzüldüğünde gözyaşlarını yağmur olup silebilmek için, sana sen kadar yakin olmak isterdim ki beni, seni sevdiğim kadar sevebilmen için. Sevgililer günün kutlu olsun biriciğim.

Bir kus olup gitsem, assam su enginleri, varsam senin yanına. Öpsem doyasıya, koklasam seni, en büyük hediye odur bana.

Bulutlara yükledim hasretimi, rüzgârlarla yolladım sevgimi, yağmurlar yağdırdım gözyaşlarımla küçük melekler gönderdim seni öpmeye! Sevgililer günün kutlu olsun!

Maviler giyer bulut olurum, yeşiller giyer bahar olurum, bakarsın bir gün beyazlar giyer senin olurum. Sevgililer günün kutlu olsun.

Sevgililer öpüşürken neden gözlerini kapatır bilir misin? Çünkü gözleriyle değil de kalpleriyle görmek isterler. Yanı hissetmek isterler. Ben de seni ruhumun derinliklerinde hissediyorum sevgilim çünkü seni çok seviyorum. Sevgililer günümüz kutlu olsun!

Sen çöllerde serap gibisin, engin denizlerde yakamoz gibisin, ışığım sensin, güneşim sensin… Bil ki çok özlendin… Sevgililer günün kutlu olsun!

Hanı en güzel aşklar imkansız gelir ya insana, imkansız olduğun için aşığım sana!.. Sevgililer günü kutlu olsun bir tanem, seni çok seviyorum.

Gözlerin nehir kirpiklerin köprü olsa, ben üzerinden geçerken ipler kopsa ve düştüğüm yer dudakların olsa. Sevgililer gününde bir öpücük borçlusun bana…

Nasıl ki uzaktaki yıldız parlak gelirse insana, uzakta olduğun için tutkunum sana! Hanı en güzel asklar imkânsız gelir ya insana, imkânsız olduğun için tutkunum sana.

Sen çöllerde serap, engin denizlerde yakamoz, ormanın derinliklerinde ki huzur gibisin, ışığım sensin, güneşimsin… Bil ki çok özlendin… Sevgililer günün kutlu olsun!

Denizi içerken maviler takıldı boğazıma, karaya vuran balık gibi çırpınıyorum. Mavi gözlerini özlüyorum. Sevgililer günün kutlu olsun.

Hadi gel tut ellerimi! Benimle yan! Benimle meydan oku her çaresizliğe! Benimle uyu benimle uyan. Birlikte varalım nice yıllara.

Sesini duysam da her an yüzünü görmek gibi değil, özlediğimi bil her an çünkü hiç bir şey seni sevmek gibi değil! Seni o kadar çok özledim ki… Sevgililer gününde yanında olup sana sarılmak için çıldırıyorum. Sana bahçeden gül değil güneşten atom koparıp getirmek istiyorum ama kalbim gibi ellerin de yanar diye korkuyorum. Sevgililer günün kutlu olsun.

Biliyorsun her gökkuşağının bittiği yerde bir hazine saklanırmış. Eskiler böyle der. Gökkuşağını takip ettim geçenlerde sende bitti… En değerli hazinemsin benim, canımsın. Sevgililer günümüz kutlu olsun.

Seni tahmin edeceğin kadar değil, tahammül edemeyeceğin kadar çok seviyorum. Sana “sevgilim!” diyebildiğim için kendimi çok şanslı görüyorum.

Seni yıldızlara benzetiyorum onlar kadar uzak onlar kadar erişilmezsin ama bir farkın var onlar bin tane sen bir tanesin. Sevgililer günün kutlu olsun.

Beni karanlıktan aydınlığa, yalandan gerçeğe, ölümden ölümsüzlüğe götürdüğün için teşekkürler. Seni seviyorum. Daha nice günlere hep birlikte canım.

14 şubat sevgililer günü mesajları şiirleri sözleri

Yasamak özlemsiz, özlem sevgisiz, sevgi sensiz olmaz! Unutma ki sevmek daima beraber olmak değil, sensizken bile seninle olabilmektir… Bu sevgililer gününde yanında değilim belki ama özlemim sevgim hep seninle. Seni seviyorum!

Seni denizdeki kumlar, gökteki yıldızlar, ormandaki ağaçlar, dünyadaki insanlar, okyanustaki sular, sahildeki martılar ve güneşin ışıklarından daha çok seviyorum. Birlikte daha güzel günlere gitmemiz dileğiyle sevgililer günün kutlu olsun!

0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestEmail
Daha Yeni Yazılar
Eski Yazılar