Gübrelerin toprağa veya doğrudan bitkiye verilmesine gübreleme denir. Organik ve kimyasal olmak üzere ikiye ayrılır. Organik gübreler içinde en çok kullanılan ahır gübresidir. Ahır gübresi genellikle at, inek, koyun, keçi vb. hayvanların katı ve sıvı dışkıları ile yataklık olarak kullanılan sap, saman gibi maddelerden meydana gelen karışımdır.
kacgun
Kısaca Ömer Hayyam Kimdir, Hayatı ve Biyografisi Hakkında Bilgi
Asıl adı Giyaseddin Ebu’l Feth Bin İbrahim El Hayyam’ dır.18 Mayis 1048’de İranin Nişabur kentindedoğan Ömer Hayyam bir çadırcının oğluydu. Çadırcı anlamına gelen soyadını babasının mesleğinden almistir.Fakat o soyisminin çok ötesinde işlere imza atmıştır.İlgilendiği ilimler:matematik ,fizik,astronomi,şiir,tıp,müzik. Horasan’ın yıldızı; İran’ın; Irak’ı Acemi ve Irak’ı Arabi olmak üzere her iki Irak’ın dahisi, feylesofların prensi Ömer!
Daha yaşadığı dönemde İbn-i Sina’dan sonra Doğu’nun yetiştirdiği en büyük bilgin olarak kabul ediliyordu. Tıp, fizik, astronomi, cebir, geometri ve yüksek matematik alanlarında önemli çalışmaları olan Ömer Hayyam için zamanın bütün bilgilerini bildiği söylenirdi. O herkesten farklı olarak yaptığı çalışmaların cogunu kaleme almadi, oysa O ismini çokça duyduğumuz teoremlerin isimsiz kahramanıdır.
Elde bulunan ender kayıtlara dayanılarak Ömer Hayyam’ın çalışmaları şöyle sıralanabilir:
Yazdığı bilimsel içerikli kitaplar arasında Cebir ve Geometri Üzerine, Fiziksel Bilimler Alanında Bir Özet, Varlıkla İlgili Bilgi Özeti, Oluş ve Görüşler, Bilgelikler Ölçüsü, Akıllar Bahçesi yer alır. En büyük eseri Cebir Risalesi’dir. On bölümden oluşan bu kitabın dört bölümünde kübik denklemleri incelemiş ve bu denklemleri sınıflandırmıştır. Matematik tarihinde ilk kez bu sınıflandırmayı yapan kişidir. O cebiri, sayısal ve geometrik bilinmeyenlerin belirlenmesini amaçlayan bilim olarak tanımlardı.Matematik bilgisi ve yeteneği zamanın çok ötesinde olan Ömer Hayyam denklemlerle ilgili başarılı çalışmalar yapmıştir. Nitekim, Hayyam 13 farklı 3. dereceden denklem tanımlamıştır. Denklemleri çoğunlukla geometrik metod kullanarak çözmüştür ve bu çözümler zekice seçilmiş konikler üzerine dayandırılmıştır. Bu kitabında iki koniğin arakesitini kullanarak 3. dereceden her denklem tipi için köklerin bir geometrik çizimi bulunduğunu belirtir ve bu köklerin varlık koşullarını tartışır.Bunun yanısıra Hayyam, binom açılımını da bulmuştur.Binom teoerimini ve bu açılımdaki katsayıları bulan ilk kişi olduğu düşünülmektedir. (Pascal üçgeni diye bildiğimiz şey aslında bir Hayyam üçgenidir )
21 Mart 1079 yılında tamamladığı, halk arasında Ömer Hayyam Takvimi bugün ise Celali Takvimi olarak bilinen takvim için büyük çaba sarf etmiştir. Güneş yılına göre düzenlenen bu takvim 5000 yılda bir gün hata verirken, bugün kullandığımız Gregoryen Takvimi 3330 yılda bir gün hata vermektedir. Eserleri arasında İbn-i Sina’nın Temcid (Yücelme) adlı eserinin yorum ve tercümesi de yer alır.
Öğrenimi tamamlayan Ömer Hayyam kendisine bugünlere kadar uzanacak bir ün kazandıran Cebir Risaliyesi’ni ve Rubaiyat’ı Semerkant’ta kaleme almıştır. Dönemin üç ünlü ismi Nizamülmülk, Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam bu şehirde bir araya gelmiştir. Dönemin hakanı Melikşah, adı devlet düzeni anlamına gelen ve bu ada yakışır yaşayan veziri Nizamülmülk’e çok güvenirdi. Ömer Hayyam ile ilk kez Semerkant’ta tanışan Nizam onu İsfahan’a davet eder. Orada buluştuklarında O’na devlet hülyasından bahseder ve bu büyük hayalinin gerçekleşmesi için Hayyam’dan yardım ister. Fakat Hayyam devlet işlerine karışmak istemez ve teklifini geri çevirir. Saray entrikalarından hayatının sonuna kadar uzak kalmayı yeğler.
İlmini genişletmek için zamanın ilim merkezleri olan Semerkand, Buhara, İsfahan’a yolculuklar yapmıştır. 4 Aralık 1131’de doğduğu yer olan Nişabur’da fani dünyaya veda eder.
Filistin’de Yahudi devleti kurmayı amaçlayan hareketin genel adıdır.Siyasi Siyonizm, 19.yy’da Avrupa’da aşırı milliyetçi akımların hızla yayıldığı bir dönemde Viyanalı gazeteci Theodore Herzl’in (1860-1904) önderliğinde ortaya çıkmıştır.Siyonistler , ilk önce vatan olarak Uganda’yı belirleyip bir Uganda planı hazırlamış ama bu bir işe yaramayınca Filistin’de karar kılmışlardır.Ağustos 1987 ‘de 1.Dünya Siyonist Kongresi toplandı ve merkezi Viyana olarak belirlenen Dünya Siyonist Örgütü kuruldu.Kongrenin 5. Toplantısında Filistin’den toprak satın almak üzere bir Yahudi fonu oluşturuldu.
Siyonizm, büyük devletlerin yönetici kadrolarında kendisine önemli destekler bulmuştur.Siyonist hareket, Osmanlı devletinin yıkılmasıyla Filistin’e yerleşme projesini hızla hayata geçirmişlerdir.2 Kasım 1917 yılında Balfour Bildirgesi yayınlanarak Filistin’de ulusal bir Yahudi merkezinin kurulmasının olumlu karşılandığı bildirildi.Ancak İngiltere Arapları sakinleştirmek için bir süreliğine Yahudi göçünü durdurdu.2.Dünya Savaşı sırasında Nazilerin saldırısına maruz kalan Yahudiler, Filistin’e kafileler halinde getirilince büyük bir adım atılmış oldu.Ancak Siyonistler amaçlarına ulaşmak için Filistin’in kendi halkı olan Araplara karşı oldukça acımasız saldırılarda bulunarak, onları kendi yurtlarından göç etmeye zorladılar.Bu göçler ve baskılar ile 1948 yılında İsrail devleti resmen kuruldu.
Siyonist ideoloji, Yahudileri bir vatanda toplamayı ve bağımsız bir Yahudi devleti kurmayı hedeflerken dini değerlerden ziyade ulusal değerleri ön plana çıkarmaktaydı.Siyonistlere göre Yahudiler, yalnızca ayrı bir dini topluluk değil , ayrı bir ulus, ayrı bir ırktır.
Hasankeyf’te 15’inci yüzyılda inşa edilen türbe Dicle nehrinin kuzey sahilinde yer alıyordu. Kitabesinde türbenin Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel Bey için yaptırıldığı yazılı olan türbenin, Zeynel Mirza Bey’in 1473’te Otlukbeli Savaşı’nda öldüğü dikkate alındığında, bu yıllarda yapıldığı tahmin ediliyor. Mimarı İran asıllı Abdurrahman oğlu Pir Hüseyin olan türbe, bazı kısımları dışında ana özellikleriyle günümüze kadar geldi.
Akkoyunlu Devleti hükümdarı Uzun Hasan ile Osmanlı imparatoru Fatih Sultan Mehmet arasındaki Otlukbeli Savaşı, 11 Ağustos 1473’te Erzincan’ın Tercan ilçesi yakınındaki Otlukbeli’nde gerçekleşti. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu olan Zeynel Bey adına Hasankeyf’te yapılan kümbetin kuzey kapısında bulunan kitabede, anıt mezarın Otlukbeli Savaşı’nda şehit düşen Zeynel Bey için yapıldığı belirtiliyor.
Silindirik bir kaide üzerinde yükselen türbenin gövdebi dıştan daire, içten sekizgen planlıdır. Altında mezar odası bulunan yapının zeminden 4,50 m. yüksekliğe kadar olan kısmı taş, üzeri tuğlayla örülmüştür. Türbenin gövdesine çıkan merdivenleri, mumyalık bölümünün örtüsü ve alt kısımlardaki kaplama taşları dökülmüştür. Kaidenin doğusundan küçük bir kapıyla mezar odasına geçilmektedir. İçindeki kalıntılarla duvardaki yataklardan bu bölümün ahşap kirişlerle desteklenen basık bir tonozla kapatıldığı anlaşılmaktadır. Üst örtüde çok sayıda çömlek ve testi kullanılmıştır.
Zeynel Bey Türbesi plan, mimari ve süslemeleriyle Anadolu’daki türbe ve kümbetler arasında tek örnektir. Akkoyunlu döneminde Anadolu ile İran ve Azerbaycan kültürleri arasındaki yakın alışverişin canlı bir hâtırası olan yapı mimarisiyle Azerbaycan, sırlı tuğla ve mozaik çinili süslemeleriyle İran ve Timurlu, baklava motifli pandantiflere benzeyen kubbe geçişleriyle Celâyirli ve Osmanlı dönemi Irak yapılarını hatırlatmaktadır.