Elektrik Akımı kullanılarak elde edilen manyetik etkidir.İlk kez Danimarkalı bilgin Oersted tarafından gözlemlenmiştir.19. yy’da Faraday’ın çalışmalarıyla açıklık kazanmıştır.Elektromanyetizmanın etkilerini görmek için basit bir deney yapabiliriz.Bir kartonu delerek ortasından bir tel geçirdikten sonra telden elektrik akımı geçirelim.Bu sırada telin çevresine ,kartonun üstüne demir tozları serperek elektrik akımının oluşturduğu manyetik alan görülebilir.Eğer bu telin çevresine bir pusula yaklaştırırsak pusulanın saptığını da görebiliriz.İşte oluşan bu etki ,elektromıknatısların çalışma prensibidir.Bir güç kaynağının herhangi bir teli ısıtacak biçimde akım vermesi ise bütünüyle elektriksel bir etkidir.Elektromanyetizmanın konusu, fiziğin temelidir.Çünkü Dünya, enerji gereksiniminin büyük bölümünü elektromanyetik ışınım yoluyla Güneş’ten alır. Radyo, TV,otomobil ateşleme sistemleri , radarlar ,elektrik sistemleri , mikroskop, telefon, elektrik motorları, jeneratörler vb. birçok buluşun çalışma ilkesi elektromanyetizmaya dayanır.
kacgun
Mеni gеlsin vеya gеlmеsin cinsî münasеbеt sonunda kadın da еrkеk dе cünüp olur. Cünüplüğе yol açan cinsî münasеbеtin ölçüsü vе başlangıç sınırı, еrkеklik organının sünnеt kısmının girmiş olmasıdır. Erkеk vеya kadından şеhvеtlе (cinsî zеvk vеrеrеk) mеninin gеlmеsi cünüplüğün ikinci sеbеbidir. Mеninin uyku halindе vеya uyanıkkеn, iradî ya da gayri iradî gеlmеsi sonucu dеğiştirmеz. Şâfiîlеr hariç fakihlеrin çoğunluğu, cünüplük için mеninin şеhvеtlе gеlmеsini şart gördüklеrindеn, ağır kaldırma, düşmе, hastalık gibi sеbеplеrlе mеninin gеlmеsini cünüplük sеbеbi saymazlar.Uyandığında ihtilâm olduğunu hatırlamamakla birliktе еlbisеsindе mеni bulaşığı görеn kimsеnin guslеtmеsi gеrеkir. Buna karşılık ihtilâm olduğunu hatırladığı haldе еlbisеsindе böylе bir iz görmеyеn kimsеnin isе guslеtmеsi gеrеkmеz.
Cünüp olan kimsеnin farz vеya nâfilе hеrhangi bir namaz kılması, tilâvеt sеcdеsi yapması, Kâbе’yi tavaf еtmеsi, Mushaf’ı еlinе alması, camiyе girmеsi vе orada bulunması câiz görülmеz. Bu kimsеlеr dua vе zikir maksadıyla bеsmеlе çеkip Fâtiha, İhlâs, Âyеtü’l-kürsî gibi sûrе vе âyеtlеri okuyabilirlеr. Cünüp kimsеnin bu halini hеrhangi bir farz namazın ifası vaktinе kadar gеciktirmеsi vе bu arada yеmе içmе dе dahil bеşеrî vе sosyal faaliyеtlеrini sürdürmеsi fıkhеn câiz isе dе bir an öncе cünüplüktеn kurtulması, bunun için dе ilk fırsatta boy abdеsti alması, dеğilsе cinsеl organını, еl vе ağzını yıkaması tavsiyе еdilmiştir.
Bebekler neden ellerini ve parmaklarını emer
Bebekler neden parmaklarını emer
Parmak emme, normal çocuklarda herhangi bir pisko-patolojik etken olmaksızın 3-4 yaşlarına kadar görülen bir olgudur.parmak emmenin çocuk psikolojisinde çocuklarda bir uyum ve davranış problemi olarak görülemesi için bazı kriterleri karşılaması gereklidir.
Bebeklerin çoğu başparmaklarını ya da diğer parmaklarını emerler. Zararsız bir davranış olan parmak emmeye hemen bebeklerin tümünde rastlanmasının en önde gelen nedeni,yeni doğan bebeklerin parmak emmeyi daha anne rahminde, (uterus) öğrenmiş bulunmaları ve doğuştan sahip oldukları en güçlü reflekslerden birinin emme refleksi olmasıdır.Nitekim ender olarak yeni doğan bazı bebeklerin parmak ya da bileklerinde görülen kabarcıklar bunun bir sonucu olmaktır.
1 yaş çocuklarının hemen yarısı parmaklarını emerler.9 ayda itibaren uykuyla parmak emme arasında yakın bir ilişkinin olduğu, uykusu gelen bebeğin parmağını ağzına götürdüğü görülür. Çocuğu parmak emmeden vazgeçirmek üzere yapılan çabalar, 3 yaşına kadar çocuk tarafından dirençle karşılanır. Bazı bebekler yeni dişlerinin çıkması ,bazıları da zorlukla karşılaştıklarında utanma ve sıkılma belirtisi olarak parmaklarını emerler. Genellikle 18. ay dolaylarında sıklaşan parmak emmenin 4 yaşına doğru kaybolması beklenir. Araştırmalar en geç 5-6 yaşlarında sona erdiği takdirde parmak emmenin zararının olmadığını,ancak süregelmesi halinde dişlerde deformasyona neden olabileceğini kanıtlamıştır. Alt ıslatmada olduğu gibi, sürekli parmak emme alışkanlığı da psikolojik sorun ve gerginliklerin bir sonucu olarak gelişebilir.
Parmak emme alışkanlığı karşısında anne babanın yapacağı en sağlıklı yaklaşım nedir?
Olayı telaşa kapılmadan sabırla karşılamak ve sürekli ilgilenmekten kaçınarak, çocuğa bu alışkanlığın bebekçe bir davranış olduğunu, başkalarını gözüne hoş görünmeyeceğini basit bir dille anlatmaktır. Aile içinde sürekli aynı alışkanlığı konu edilerek dikkatleri çocuk üzerine çekmek, bu nedenle telaşa ve gerginliği girmek ve çözüm amacıyla çocuğu sürekli eleştirmek yanlış anne baba davranışları arasında sayılır. Okul yaşında parmağını emme çocuk, öğretmenin uyarısı, anne babasının eleştirisi, hatta arkadaşlarını alaylarını karşın bu alışkanlığını sürdürür. Bu durumda çocuğa yapılan olumlu tavsiye ve açıklamalarla psikolojik açıdan uyumunun sağlanması, sorunu ortadan kalkmasına neden olabilir. Burada önemli olan, bir gerileme (regression) belirtisi sayılan bu alışkanlığı oluşturan etkenlerin ana baba tarafından keşfedilerek ortadan kaldırılması. Örneğin,yeni bir kardeşin doğumu,çocukta bu tür bir alışkanlığın başlamasına neden olabilir.Cıvıldayan, emekleyen, parmak emip tırnak yemeye başlayan çocuk ,bu tür bebekleşme hareketleriyle kaybettiği ilgiyi kazanma savaşımına girer. Daha önce de belirttiğimiz gibi, kardeşin doğumundan önce çocuğun hazırlanması, kardeşin varlığına karşın çocuğun statüsünün devam edeceği ve onun yerinin ayrı olduğu konusunda çocuğun ikna edilmesi, kardeşin yardıma muhtaç bir yakını olması nedeniyle elbirliğiyle ona bakma gereğine çocuğun inandırılması ondaki gerginliği azaltır. Böylelikle bu gerginlikten kaynaklanan alışkanlıklar da zamanla kaybolur. Alt ıslatma benzerliği nedeniyle parmak emme de yaşla azalır.Bu konuda da yine özellikle ilk çocukluk döneminde tedaviden kaçınılmalıdır.Okul öncesi dönemindeki parmak emme ya da alt ıslatma durumunda gereksiz telaş yerine, olayın temelinde anne babanın da etkisi bulunduğu düşünülerek uzmanlarca sabırlı ve sürekli bazı eğitimsel önlemler uygulanmalıdır.
Parmak emmenin giderilmesi için alınacak önlemler
Anne ve babaya parmak emmenin ilk dönemlerde zararsız bir faaliyet olduğu açıkça anlatılmalıdır. Parmak emmenin biraz önce değindiğimiz gibi diş deformasyonlarına sebep olmadığı, bir hastalık mahiyetinde olmadığı açıkça anlatılmalıdır. Çünkü buna inanan anne, baba ve aile büyükleri ömür boyu sürecek bu kötü alışkanlıktan çocuklarını vazgeçirmek için çok şiddetli tedbirlere başvururlar. Hatta çocukların parmaklarına acı biberler sürenler, dayak atanlar, ellerini kollarını arkadan bağlayanlar,eline parmaklarına iğne batırıp onlar unutamayacakları acı verecek cezalar uygularlar. Bu tenkitler, azarlamalar, dayak atmalar, parmağa acı sürmeler çocukta olumsuzluğun yükselmesine neden olabilir. Anne babayı rahatsız etmek için bir davranış olarak kalmasını pekiştirebilir.
Çocukların elini ağzına götürerek emmesi
Çocuklar neden parmağını emer?
Üçüncü ay civarında bebeğiniz yavaş yavaş parmaklarını ağzına götürmeye başlar. İlk başlarda belki bir iki parmağını, zaman ilerledikçe bir veya her iki elini de ağzına sokmaya çalıştığını göreceksiniz. Hatta bazen öğürür veya kendilerini kustururlar. Bu duruma biz “el ve ağız keşif dönemi” deriz ve son derece doğal bir aşamadır. Bebeğiniz elini emdikçe rahatlar ve yakaladığı her şeyi ağzına götürür. Bunu yapınca aklından “aaa ne güzel ellerim var, ağzım var” diyor olabilir ve ağzına götürdüğü nesneleri de bu şekilde tanımlar. Salyasının çok arttığını fark edersiniz ve hatta “acaba diş mi çıkartıyor?” diye aklınızdan geçer veya çevrenizden duyarsınız.
Parmak veya emzik emmenin yarar ve zararları neler?
Faydalar:
• Bebeğinizi rahatlatır
• Annenin istirahat etmesine fırsat verir
Zararları:
• İki yaşından sonraki döneme kadar devam ederse kalıcı diş, damak ve parmak bozukluklarına yol açabilir.
Dolayısıyla parmak veya emzik emme, iki yaşına kadar geri dönüşümlü değişikliklere yol açabilse de bu dönemde zararı yoktur hatta faydaları dahi vardır.
Hicri takvim nedir hicri takvim ne zaman kullanılmaya başlandı
Tarih başı olarak Peygamber Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göç edişini alan takvim. Hicretten 17 yıl kadar sonra halife Ebu Bekir zamanında kullanılmaya başlanmıştır. Bu takvimde de yıl, 12 aya bölünmüştür. Ancak, Dünyanın Güneş çevresinde dönüşü değil, Ayın Dünya çevresinde dönüşü, aylar için esas alınmıştır. Ay’ın Dünya çevresinde dönmesi 29,5 gün sürdüğüne göre, bir ay 29,5 gün sayılmış, bir yılda, (12×29,5 = ) 354 gün olmuştur. Böylece bu takvim, güneş yılından 11 gün kısa olmuştur. Bu kısalık sonucu, bu takvimdeki aylar durmadan yer değiştirir. Meselâ Ramazan ayı, her yıl 11 gün, kıştan yaza ya da yazdan kışa doğru yer değiştirir.
Bu takvimdeki 12 ayı, 29,5 gün olarak buçuklu hesaplamamak için, ayların kimi 29, kimi de 30 gün sürer. Aylar şunlardır: Muharrem, Sefer, Rebiülevvel, Rebiülâhir, Cemaziyülevvel, Cemaziyülâhir, Recep, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade, Zilhicce. Bunlara “Arabî aylar” adı verilir.
Eskiden bizde de Hicrî takvim ve Arabî aylar kullanılırdı. Bugün yalnız dinî bayramlarda ve dinî günlerde kullanılmaktadır. Hicrî takvim yerine, bütün medenî dünyanın kullandığı Milâdî takvim, bizde 26 Aralık 1925 tarihinden itibaren kullanılmağa başlanmıştır.