Anasayfa » cuma » İlk cuma namazı nerede kılınmıştır

İlk cuma namazı nerede kılınmıştır

Cuma namazı (Arapça: صلاة الجمعة Salat-ül Cum’ati), İslam dininde cuma günü öğle vakti cemaatle kılınması farz olan iki rekatlık bir namazdır.  Cuma ibadetinin İslam’dan önce de Araplarda bulunduğu hususunda bazı araştırmalar yapılmıştır. Genel inanca göre Cuma Suresi’nin inmesi ile hicret sırasında Müslümanlara farz kılınmış olan bir ibadettir. Muhammed, Medine’ye yakın bir yer olan Salim bin Avf yurdundaki Ranuna denilen vadi içerisinde Beni Salim Mescidi’nde ilk cuma hutbesini okumuş ve ilk cuma namazını kıldırmıştır.

2022-05-24
    1. Cuma Namazı
  1. İslam tarihinde ilk cuma namazı nerede kılınmıştır
  2. Kuba Mescidi ilk cuma medine’de ilk cuma namazını kim kıldırdı
  3. Ranuna vadisinde ilk cuma namazı kaç yılında kılındı
  4. Cuma namazı nerede kılındı

Cuma, Müslümanlarca önemli bir toplanma günüdür. Bu günde Müslümanlar camilerde toplanırlar, okunan hutbeleri dinlerler ve birlikte cuma namazını kılarlar. Sonra da birbirlerini görürler veya günlük işlerine yönelirler.

Cuma namazının beş vakit namazdan farklı olarak mutlaka cemaatle kılınması gerekir. Kur’an’ın Cuma Sûresi’nin 9. âyeti bu namazla ilgilidir. Cuma namazı erkeklere olduğu gibi kadınlara da meşrulaştırılmıştır. Ancak meşrû mazeretler sebebiyle erkeklere olduğu gibi kadınlara da Cuma namazlarına katılmama ruhsatı verilmiştir. Cuma namazının kadınlar için görev olmaktan çıkarıldığına ilişkin bir tek sahih hadis yoktur.

Cuma namazının vakti öğle namazının vaktidir. Geleneksel uygulamada cuma için ezan okunduğunda camilere gidilerek öğle namazında olduğu gibi, dört rekat namaz kılınır. Daha sonra cami içinde bir ezan daha okunur. Minberde cemaata karşı bir hutbe okunur. Bu hutbeden sonra kamet alınarak cumanın iki rekat farzı cemaatle aşikare okuyuşla kılınır. Sonra yine başlangıçta olduğu gibi dört rekat namaz kılınır. Bu da cuma namazının son sünnetidir.

Bazı düşüncelere göre “Zuhrü ahir” denilen dört rekat namaz kılınır. Bunun sebebi bazı kesimlerce cuma namazının farklı camilerde kılınamamasıdır. Bu son öğle namazıdır, öğlenin dört rek’at farzı gibi kılınmakla beraber öğlenin sünnetinde olduğu gibi de kılınabilir. Böyle kılınması daha uygun görülmüştür. Arkasından da “Vaktin sünneti” niyeti ile aynen sabah namazının sünneti gibi iki rekat namaz daha kılınır.

Cuma ibadetinin başlangıçta 2 rek’at olarak kılındığı, geleneksel uygulamadaki toplam olarak 16 rek’ata ulaşan ibadetin,[3]Cuma suresinde konu edilen ana ibadete sonradan yapılan eklemelerle ulaşıldığı düşünülebilir.[4]

Cuma’nın şartları

Cuma namazı Kuran’da detayları ile açıklanmıştır.

Fıkıhçıların görüşleri

Fıkıhçılar tarafından cuma namazının farz olması veya bir kişinin bu namaza katılmasının gerekli olmasının bazı şartları olduğu ifade edilir. Cuma namazının diğer namazlardan başka olarak kendisine özgü on iki şartı daha vardır. Bunların altısı vücubunun (farz olmasının), diğer altısı da edasının şartlarıdır.[5]

Cuma’nın farz oluşuyla ilgili tartışmalar

Türkiye ve birçok ülkede cuma namazının farz olmadığı konusunda görüşler bulunmaktadır.[6] Bu tartışmalar fıkıhçılar tarafından ortaya konmuş olan cumanın şartlarının yerine gelip gelmemesi ile ilgilidir. Ayrıca bazı kesimler şeriat hükümlerinin uygulanmadığı ülkeleri dar’ül harb saydıkları için cuma namazı kılınmasının dar’ül harpte farz olmadığına inanırlar. Bazı rivayetlere göre cuma ve bayramın aynı güne denk geldiği zamanlarda bu iki namazın ayrı ayrı cemaatle kılınması gerekli değildir.

İslam tarihinde ilk cuma namazı nerede kılınmıştır

Cuma kelimesi toplamak ya da bir araya getirmek anlamına gelir. İslam dinine göre müminlerin Cuma günler camide cemaat ile birlikte Cuma namazı kılması gerekmektedir. İlk Cuma namazının nerede ve ne zaman kılındığı da Müslümanlar tarafından merak edilmektedir.

Ranuna vadisinde ilk cuma namazı kaç yılında kılındı

Rânûnâ, namazgâhta, Muhammed’in ilk cuma hutbesini okuyup ilk cuma namazını kıldırdığı vadidir. Hicret sırasında Kubâ’ya ulaşarak burada Mekke’den gelecek olan Ali ve diğer muhacirleri beklemek üzere bir süre kalan ve 24 Eylül 622 Cuma günü Yesrib’e hareket eden Peygamber cuma vakti girince Ranuna Vadisinde Sâlim bin Avf kabilesine misafir oldu. Daha sonra bu ilk cuma namazının hatırasını yaşatmak için Mescid-i Cuma adıyla meşhur olan bir mescid yaptırıldı.

İslam dinine göre, Cuma namazları her Cuma öğle zamanı cemaat ile birlikte kılınmaktadır. Bu namaz farz olan bir namazdır ve iki rekat olarak kılınması gerekmektedir. Cuma günleri yapılan ibadetler İslam dininden önce de Arapların yaptıkları bir ibadetti.

Cuma Suresinin inmesinin ardından hicretin olduğu dönemde Cuma namazı Müslümanlara farz olarak gönderilmiştir. Hz. Muhammed (SAV) Medine’ye yakın olan bir bölgede Salim bin Avf bölgesinde Ranuna isimli vadide Beni Salim isimli Mescidde ilk defa Cuma hutbesi okumuştur. Ardından da Cuma namazı kılınmıştır.

Cuma, Müslümanlar için önemli bir gündür. Bu mübarek günde tüm Müslümanlar camilerde toplanarak hutbeleri dinler ve hep beraber namaz kılarak ibadet ederler. Cuma namazının kılınmasının ardından ise günlük işlerine dönmektedirler.

Peygamber Efendimizin (SAV) bir hadisinde Cuma gününün üzerine güneş doğan en hayırlı gün olduğundan bahsedilmektedir. Cuma günü Hz. Adem Cennete konmuştur. Yine Cuma günü cennetten çıkmıştır. Bunun yanında kıyametin de Cuma günü kopacağı rivayet edilmektedir.

Müslüman erkeklerin Cuma namazını kılması farzdır. Bu namazın cemaat ile beraber Cuma hutbesinden sonra kılınması gerekmektedir.

Cuma namazı öğle vakti kılınması gereken bir namazdır. Cuma namazı için ezan okunmasının ardından Müslümanlar dört rekat namaz kılmak için camiye gitmektedir. Sonrasında camide tekrar bir ezan okunmaktadır. Ardından Cuma hutbesi okunmaktadır. Cuma hutbesinin okunmasından sonra kamet alınır ve Cuma namazının iki rekat olan farzı kılınır. sonrasında tekrar başta olduğu gibi dört rekat namaz kılmak gerekmektedir. Bu kılınan 4 rekat namaz Cuma namazının son sünneti olarak ifade edilir.

Cuma namazı nerede kılındı

Bu Konudaki Değişik Rivayetler:

İlk cuma namazının nerede ve kimler tarafından kılındığı konusunda değişik rivayetler mevcuttur. Bu rivayetleri şöylece özetleyebiliriz:

1. Resulullah hicret etmeden önce cumanın kılınmasına izin verdi. Kendisi Mekke’de cumayı kılmaya kadir olamamış ve cumayı izhar edememişti. Mus’ab b. Umeyr’e: “Yahudilerin cumartesi günleri Zebûr’u açıkça okuduklarını göz önünde bulundurarak, kadınlarınızı ve çoçuklarınızı toplayın ve cuma günü, güneş zevalden yarıyı geçince, iki rek’atle Allah’a yaklaşın.” diye yazdı. (Hamidullah, Muhammed, el-Vesâiku’s-siyâsiyye s. 35; Alûsî; Rûhu’l-me’ânî XXVNI/99) Tabakât-i İbn-i Sa’d’da aynı rivayete: “… ve Sa’d b. Usâme’nin evinde oniki kişi ile cuma kılındı.” (Aynı kaynak Tabakât-i İbn-i Sa’d’dan (NI/83) ilâvesi de mevcuttur.

Bu rivayet nazar-ı dikkate alındığında, cumanın Mekke döneminde farz kılındığı, izhar edilmesi gereken bir ibadet olduğu, Yahudilere karşı bir onur meselesi ve bir şiar olduğu söylenebilir.

Cumanın izhar edilmesi gerekliliği, kısaca bir onur, bir varlık gösterişi namazı olduğu, diğer nakillerde de göze çarpıyor.

Meselâ Allâme İbn-i Hacer “Tuhfetü’l-Muhtâç”ta: “Cuma namazı Mekke’de farz kılındı ama sayı yetersizliğinden ya da şiarı izhar olduğundan, orada kılınamadı.” (Aynı kaynak Tabakat-r İbn-i Sa’d’dan (NI/83)) diyor. Sayı yüzünden kılınmadığı ihtimalini İbn-i Hacer sâliki bulunduğu Şâfiî mezhebinin, cumanın kılınabilmesi için kırk hür erkek cemaat şartını koşmuş olmasından dolayı zikretmiş olabilir. Ama her ikisi de birer ihtimalden ibarettir.

2. Abdurrahman b. Kâ’b: “Gözlerini kaybettiğinde babamı cumaya ben götürüyordum. Ezanı duyduğunda Ebû Ümâme Es’ad b. Zürâra’ya dua edip mağfiretini istiyordu. Bir ara durdu ve yine böyle yaptı. Sebebini sordum. Yavrum, Medine’de Benî Beyâdâ Yurdunda bize ilk cuma namazını kıldıran odur, dedi. O gün kaç kişi idiniz? dedim. Kırk kişi idik, dedi. “(Alûsî, XXVNI/99)

3. “Umdetü’l-Kâri”deki şu rivayet de bunu tamamlar: “İbn-i Sîrîn anlattı: Medineliler Resulullah (s.a.s.) gelmeden ve cuma âyeti inmeden önce toplandılar. Cumaya ilk defa bu adı verenler onlar oldu. Dediler ki, Yahudilerin her hafta toplandıkları bir günleri var. Keza Hristiyanlar da öyle. Gelin biz de bir gün toplanıp Allah’ı zikredelim, namaz kılıp O’na şükredelim. Derken bunun için “Yevmü’l-arûbe”yi seçti ve Es’ad’ın evinde toplandılar. O da onlara iki rek’at namaz kıldırdı. Bu toplantıda bu güne “Cuma” adını verdiler. Sa’d da bir koyun kesip onlara yedirdi. Zira sayıları azdı.” (Hâkim, el-Müstedrek I/28l ; İbn-i Mâce, Sünen I/344 (el-İkâme 78) Sevkâni bu hadisi aynı zamanda İbn-i Hibbân ve el-Beyhaki’nin de rivayet ettiklerini, sonuncunun sahih bulunduğunu, el-Hâfız’ın ise, isnâdı hasendir, dediğini söyler. Bkz. Neylü’l-evtâr NI/230)

Tebyînü’l-hakâik hâsiyesi Selebî’nin, “cuma namazına ilk defa ‚cuma’ adını veren Kâ’b b. Lueyy’dir” (Aynî, Umdetü’l-kârî VI/161) şeklindeki rivayeti buna muhalif değildir. Zira Kâ’b’ın aynı toplantıda bulunması ve bu ismin onun buluşu olması muhtemeldir.

4. Bazı kaynaklarda bu konuda değişik rivayetler de vardır:

“El-Ma’rife’de şöyle denir: Zuhri anlattı; Resulullah (s.a.s.) Mus’ab b. Umeyr’i, Medine’ye, onlara Kur’an öğretmek üzere gönderdiğinde, Mus’ab onlara cuma namazı kıldırdı ve Resulullah gelmezden önce Medine’de ilk cuma namazını kıldıran Mus’ab oldu. (Hasiyetü’s-Selebî ‚alâ-Tebyîni’l-Hakâik I/217)

Allâme Alûsî bu rivayetleri sıraladıktan sonra, “Bu konudaki haberlerin en sağlamı Medine’de ilk cumayı Es’ad’ın kıldırdığını bildirenler olmalıdır.” diyor.

Bu takdirde ilk cuma namazı Yahudi ve Hristiyanlara karşı bir varlık izharı şeklinde kılınmış oluyor. Burada; Acaba hangi şekilde olursa olsun, Medine’de ilk kılınan cumâ namazı, öğle namazının yerini almış ve onun farziyetini düşürmüş müdür?” diye bir soru akla gelebilir. İlk kılınan cuma namazının farz cuma olup olmadığını tespit için, bu sorunun cevabı önemlidir.

Kuba Mescidi ilk cuma Medine’de ilk cuma namazını kim kıldırdı

5. Bizzat Resulllah’ın kıldırdığı ilk cuma namazı ise, Kubâ’dan ayrıldıktan sonra Benî Sâlim Yurdu’nda, öğle vaktinde, cuma olması üzerine kıldırdıkları cuma namazıdır. Bu mescid de bu münasebetle “Cuma Mescidi” adıyla bilinmeye başlanmıştır. İşte Resulullah’ın kıldırdığı ilk cuma budur. (Aynî, age. VN/I88. )

6. Bir başka itibarla ilk cuma diyebileceğimiz cuma namazı da, Bahreyn köylerinden olan el-Cuvâsâ’daki Abdulkays’taki cuma namazıdır. (Zürkânî I/326; Elmalıli VNI/4980)

Rivayetler arasında ihtilâflı gibi görünenler, Medine’de ilk cuma namazını Es’ad b. Zürâra; ya da Mus’ab b’ Umeyr’in kıldırdığını bildiren haberlerdir. Ancak Merhum Elmalılı’nın da temas ettiği gibi (Sevkâni, Neylü’l-evtâr NI/233 (Buhari ve Ebûf Dâvûd)) anlaşılan Es’ad b. Zürâra, Resulullah’tan izin gelmeden önce ilk kıldıran; Mus’ab b. Umeyr ise Medine’de izinle ilk cuma namazı kıldıranlardır.

Rivayetlerin Değerlendirilmesi:

Bu rivayetlerin tümüne birden baktığımızda şu sonuçlara varabiliriz:

Cuma namazının Mekke’de farz kılındığı konusu kesin değildir. Mekke’de farz kılındığını kabul etsek dahi, orada kılınmayışının sebebi, devletin bulunmayışı olduğuna dair bir delil olmadığı gibi, bu aklen de mümkün görünmemektedir. Çünkü Allah Resulü, Kubâ ile Medine arasında ilk cuma namazını kıldırdığında henüz yoldadır. Medine’de de bir devlet söz konusu değildir. Henüz Medine’ye yerleşilmemiş ve Müslümanlar inisiyatifi ele almamışlardır. Ancak cumanın bir şiar ve bir varlık gösterişi anlamı taşıdığı doğrudur.

Yorum Yaz