Anasayfa DİNİ GÜNLER La ilahe illallahu vallahu ekber la ilahe illallahu vahdehu la şerike leh lehül mülkü

La ilahe illallahu vallahu ekber la ilahe illallahu vahdehu la şerike leh lehül mülkü

 

Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, tesbihini / duasını her sabah ve akşam okumanın faziletleri nelerdir?

 

Değerli kardeşimiz,

Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

AÇIKLAMA:

1. Bu dua, bir rivâyette: یُحْیِی وَیُمِیتُ  (hayat verir ve ölüm verir), bir başka rivâyette de,بیَدهِ اْلخَیْرُ  (hayırlar O’nun elinde) ziyâdesiyle gelmiştir.

2. Bu duanın ne zaman okunacağı rivayetten rivâyete sarahat kazanır. Birinde “günde” diye mutlak iken, bir diğerinde “sabah olunca”, bir diğerinde “sabah namazından sonra, konuşmazdan önce on defa” diye kayıtlanmıştır.

Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

(Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte)

Selam ve dua ile…

Günde 100 Kere “La İlahe İllallahu Vahdehu La Şerike Leh Lehül Mülkü ve Lehül Hamdü ve Hüve Ala Külli Şeyin Kadir” Demenin Fazileti

Günde 100 Kere “La İlahe İllallahu Vahdehu La Şerike Leh Lehül Mülkü ve Lehül Hamdü ve Hüve Ala Külli Şeyin Kadir” Demenin Fazileti

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte “Bir şey istediğin vakit Allah’tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah’tan dile!” buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah’ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur’an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, “elhamdülillah” demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte “durum bilgisi” demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.

“Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu’l-mulku ve lehu’l-hamdu ve huve alâ kulli şey’in kadîr” demenin sevabı

“Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu’l-mulku ve lehu’l-hamdu ve huve alâ kulli şey’in kadîr” demenin sevabı

Allah’a hamd olsun.

Ebu Hureyere Radiyallahu anhu’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle dedi: “Bir kimse her gün yüz defalâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu’l-mulku ve lehu’l-hamdu ve huve alâ kulli şey’in kadîr. Meali: Bir ve ortağı olmayan Allah’tan başka ilah yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’nadır, O’nun her şeye gücü yeter.Ondan başka güç ve kuvvet yoktur.O’ndan başka hak ilah yoktur.

derse, on köle azat etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur.” (Buhârî 3293, Muslim 2691)

Hadiste söz konusu zikrin fazileti elde edilmesi zikrin peşpeşe yapılması şart koşulmamıştır. Hadisin zahirine göre konu esnektir. Sevabın hasıl olması için zikrin sayısı bir gün içerisinde gerçekleşmesi yeterlidir.

Nevevi Rahimehullah şöyle dedi: “Hadisin zahirine göre söz konusu sevap bir günde zikrin yüz defa söylenmesidir. İster bir oturuşta söylesin, ister bir kısmını günün başında diğerlerini sonunda söylesin fark etmez. Fakat zikri peşpeşe ve gündüzün başında söylemesi geri kalan günün tümünde koruma sağlaması açısından daha iyi olur. (Şerh Nevevi ala Muslim 17/17)

Daha detaylı bilgi için (148699 ) nolu sorunun cevabına bakınız.

İkincisi:

Azad etmeye teşvikle ilgili farklı hadisler rivayet edilmiştir:

Ebu Hureyre Radiyallahu anhu’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem  şöyle dedi: “Her kim Müslüman bir köleyi âzâd ederse, Allah o kölenin her uzvu mukabilinde o kimsenin âzasından bir uzvu hatta fercine mukabil fercini cehennemden âzâd eyler.” Buhari 6715, Muslim 1509)

Başka bir hadiste: Sehl bin Huneyf Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’den şöyle rivayet eder: “Her kim özgürlüğüne kavuşması için anlaşma yapan bir köleye yardım ederse, O’nun gölgesi dışında hiçbir gölgenin olmadığı günde Allah onu gölgelendirir.”

Her iki hadisin arasında çelişki yoktur. Hatta her iki hadisi birlikte alınması gerekir. Tehlil’in faziletini zikreden hadiste, günde; yüz defa “lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu’l-mulku ve lehu’l-hamdu ve huve alâ kulli şey’in kadîr” diyen kimse için vadedilen sevap ve faziletin, Müslüman bir köleyi azad eden kimse için de olması ümit edilir. Bu konuda Kadi İyaz Rahimehullah açıklama yapmıştır. Daha fazla bilgi için Şerh el Nevevi ala Muslim 17/18 bakınız.

İbn Recep Rahimehullah şöyle dedi:

Tevhid kelimesini gerçekleştirmek, köle azad etmeyi gerektirir. Köle azad etmek, ateşten azad olmayı gerektirir. Zira sahih hadiste her kim bu zikri söylerse on köle azat emiş sevabı vardır.

Başka bir rivayette: Her kim on defa söylerser İsmail oğullarından dört köle azad etmiş sayılır.

Her kim sabahladığı veya akşamladığı zaman: “Allahım! Seni, senin arşını taşıyanlarını, meleklerini ve bütün yarattıklarını sabahlayarak şahit tutarım ki; senden başka hak ilah yoktur ve Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ‘in de senin kulun ve elçindir” her kim bunu bir kere söylerse Allah onun çeyreğini ateşten azad eder. her kim iki defa söylerse Allah onun yarısını azad eder. her kim üç defa söylerse dörte üçüsünü azad eder. her kim dört defa söylerse Allah onun tümünü azad eder” (Letaif el Mearif s. 283)

Bu denli sevap fazilete karşısında daha fazala azimetli ve daha fazla sevap kazanmak için gayret göstermek gerekir.

En iyisini Allah bilir.

Yorum Yaz