Cervantes’in hayatının özeti çok kısa biyografisi (uzun detaylı biyografi eklendi)

Cervantes kimdir kısaca Cervantes hakkında bilgi

29 Eylül 1547 / 23 Nisan 1616 yılları arasında yaşamış ispanyol roman ve oyun yazarı aynı zamanda şairdir. En önemli eseri Don Kişot’tur. İspanyol edebiyatında roman geleneğinin başlatıcısı olarak kabul edilir.

Yaşamının sonlarına doğru ünlü eseri Don Quijote (Don Kişot)’u hapishanede kaleme almıştır ve bu eseri sayesinde tüm dünyada tanınmıştır. Eserde yazarın kendi hayatıyla alay ettiği ve kahramanla aralarında çokça benzerlikler olduğu görülür. Don Kişot dünyanın en çok okunan eserlerinden biridir ve 38 dile çevrilmiştir. Bu eser hâlâ dünyanın en bilinen romanları arasındadır.

S. Miguel de Cervantes hayatı ve eserleri (Biraz uzun isteyenler için)

Miguel de Cervantes (d. 29 Eylül 1547, Alcalá de Henares, İspanya – ö. 23 Nisan 1616, Madrid),

İspanyol romancı, şair ve oyun yazarıdır. Sanat yaşamına genç yaşta başlamıştır. Yazıları ve tiyatroları ile kısa sürede tanınan bir yazar olmuştur.

15 Eylül 1569’da Madrid’de bir yaralama iddiasıyla Miguel de Cervantes adlı biri hakkında tutuklama kararı çıkarıldı. Verilen cezaya göre sağ eli kesilecek ve 10 yıl sürgünde kalacaktı. Bir ad benzerliği söz konusu değilse bu olay Cervantes’in İtalya’ya gidişinin nedeni olabilir.

1570’te II. Selim Kıbrıs’ı ele geçirince Papa V. Pius Osmanlılara karşı birlik çağrısında bulundu. Çağrıya yalnızca İspanya ve Venedik karşılık verdi. Cervantes Roma’daki İspanyol birliğine katıldı.

7 Ekim 1571’de Osmanlı donanmasıyla Lepanto (İnebahtı) Körfezinde yapılan İnebahtı Deniz Savaşı’na katılan Marquesa adlı kadırgada bulunan Cervantes kahramanca çarpıştı; iki kez göğsünden yaralandı, bir top güllesiyle sol elini kaybetti. Daha sonra Osmanlılar tarafından tutsak edilen Cervantes, 1575-1580 yılları arasında Cezayir’de esir olarak yaşamıştır. Ancak orada da dolandırıcılıkla itham edilip hapse atılmıştır. Burada yazmaya daha sıkı sarılmıştır.

Yaşamının sonlarına doğru ünlü eseri Don Quijote (Don Kişot)’u hapishanede kaleme almıştır ve bu eseri sayesinde tüm dünyada tanınmıştır. Eserde yazarın kendi hayatıyla alay ettiği ve kahramanla aralarında çokça benzerlikler olduğu görülür. Don Kişot dünyanın en çok okunan eserlerinden biridir ve 38 dile çevrilmiştir.

57637_2[1]

S. Miguel de Cervantes (1547-1616) – Biraz daha ayrıntılı ve uzun isteyenler için

Gezici bir cerrahın oğlu olan Cervantes, yoksul düşmüş, soylu Hidalgo ailesinin bireyi olarak Alcala de Henares’te dünyaya geldi. 1564’te babası Sevilla kentinde oturma hakkı elde etti. Kesin olmamakla birlikte Cizvit okuluna Sevilla’ya taşındıktan sonra gittiği sanılıyor. 1568 yılında Madrid’e giderek hümanistlik profesörü Juan Lopez de Hoyos’un yanında öğrenim gördü. Bir yıl sonra İtalya’da Kardinal Julio Acquaviva’nın yanında hizmet vermeye başladı.

1570’ten sonra İtalya’da görev yapmaya başlayan Cervantes Lepanto deniz savaşına katıldı ve bu savaşta yaralandı. Beş yıl sonra İspanya’ya dönmeye karar verdi. Ancak yolculuğu sırasında İslam korsanları tarafından tutsak alındı. Köle olarak Cezayir’e götürülen yazar, pek çok kez kaçma girişiminde bulunduysa da yakalanışından ancak beş yıl sonra ailesince verilen parayla özgürlüğüne kavuşabildi. Gençlik ve orta yaş dönemi maceralar içinde geçen Cervantes, ülkesine dönmeyi başardığında edebi yaşamı da başlamış oldu. 

İlginizi Çekebilir  Disleksi nasıl anlaşılır? Disleksi nedir, belirtileri nelerdir?

Madrid’e yerleşen Miguel de Cervantes, Cezayir’de yaşadığı deneyimlerine dayanarak yazdığı Cezayir’de Sürgün ve Cezayir Mahkumları adlı oyunlarda, Akdeniz’de İspanyol egemenliğinin kurulmasına yönelik tasarılarını dile getirdi. İki yıl sonra yazdığı La Numancia adlı oyununda ise İ.Ö 133 yılında, Numantia kentinin Roma komutanı Scipio’ya karşı kahramanca direnişini vererek, İspanyol ulusal bilincinin pekişmesine yardımcı olmaya çalıştı. Ancak ne Numantia ne de 1615’te basılmış diğer oyunları tiyatroda Lope de Vega’nın başyapıtları karşısına konabilir. Cervantes’in canlılığını koruyan tiyatro oyunları arasında ancak 1615’te basılmış olan sekiz Araoyun’undan söz edilebilir. Salamanca Mahzenleri, Kıskanç Yaşlı Adam ve Uyanık Nöbetçi’yi örnek olarak gösterebileceğimiz bu oyunlar esnek yapılı tekperdelik oyunlar olup, halkın yaşamından burlesk sahneleri yerli yerinde ayrıntılı bir biçimde sahneye getirir. Aynı yıllarda oyunların yanı sıra roman türüne de merak salan Cervantes’in günün beğenisi doğrultusunda kaleme aldığı, kır yaşamını anlatan La Galatea romanı, çok az da olsa başarı kazanmıştır. 

Daha sonra sürdürdüğü yoksul yaşam tarzını düzeltebilmek amacıyla, Büyük Donanma’nın donatılması işinde aksesuar sorumlusu olarak görev almış, İspanyol sömürgelerinden birinde üst düzey yönetici olmak için çaba harcadıysa da bunu başaramamıştır. 1590 yılında Sevilla’da vergi memuru olarak çalışmaya başlamış ancak yedi yıl sonra paralarının alımını kötüye kullanmaktan suçlu bulunmuştur. Yasalarla başı sadece burada derde girmemiş; 1603’te Valladolid kentinde kaldığı dönemde işlenen bir cinayet e adı karışmıştır. Kendisini koruyan yü.ksek mevkideki dostlarının sayesinde tekrar Madrid’e gelebilen yazar, çağdaş edebiyata ilişkin Parnaso’ya Yolculuk adlı eleştirisi ile ölümünden birkaç gün önce Heliodoros’un Aithiopika’sına benzeyen Persiles ile Sigismunda’nın Acıları adlı romanı tamamlamıştır. 

Lope de Vega ile Shakespeare’in çağdaşı olan Cervantes, döneminin olduğu kadar kendinden sonra gelen yıllarında en önemli İspanyol yazarlarındandır. Yaşamının son yıllarında ortaya çıkan ve modern hümanist düşünceleri geleneksel İspanyol halk edebiyatı ile birleştiren başyapıtları, Rönesans edebiyatının doruktaki başarıları arasında yer aldığı kadar, tüm dünya dillerine de çevrilmiştir. 1580 ila 1613 yılları arasında ortaya çıkan Örnek Hikayeler’de Cervantes, çağdaş yaşamın törelerini ve ortamını renkli bir biçimde çizer. Bizans türü serüveleri, halk tipi eşkıya hikayeleri, kahramansı üslupta yazdığı aşk öyküleri ve alaysı toplumsal yergilerinin yer aldığı 12 hikaye, Boccaccio’nun İtalyan hikayelerinde olduğu gibi, dıştan birbirine bağlı olmayıp içsel birlik taşımaktadır. Çelişkilerle dolu bir toplumun içinde yer alan karşıtlık ve çatışmaların doğrudan doğruya gerçekçi bir tarzda yansıtılışıyla sağlanır. Nitekim böylesi bir üslup ilkesi açısından bu hikayeler, dünya çapında edebi bir tarza model olmuşlar, etkilerini yüzyıllar boyunca sürdürmüşlerdir. 

İlginizi Çekebilir  Kuzguncuk ismi nereden gelir?

Cervantes’in dünya edebiyatının başyapıtları arasında yer alan eseri hiç kuşku yok ki, 10 ciltlik Becerikli Şövalye La Manchalı Don Quijote’dir. Dilimize Don Kişot olarak yerleşen bu eseri Cervantes, yaşadığı dönemde çok tutulan Amadis de Gaula üslubundaki şövalye romanlarına bir yergi olarak yazmıştır. 17. yüzyılın sonlarında çökmeye yüz tutan İspanyol feodal toplumunun eleştirel bir çözümlemesinin yapıldığı romanda; şövalye romanlarını okuyarak aklını yitirmiş yoksul bir soylu olan Don Kişot’un macerası anlatılır. Don Kişot, şövalye olma isteğiyle kendisine örnek aldığı kahramanların doğrultusunda, adalet uğruna mücadele etmek için yola çıkar. Şövalyenizmin fantastik tasarımları ile dışçevresinin düz gerçekliği arasındaki çatışmadan doğan komik durumlar, yalnızca kendi çıkarlarını düşünen bir toplum karşısında hümanist davranışların yenilgiye uğrayışından doğan bir trajediye yol açar. Düz mantıkla düşünen köylü Sancho Pansa’nın saflığının ve iyi yürekliliğinin de bu trajedide rolü vardır. Halkın yaşamından alınmış öyküler, renkli bir biçimde çizilmiş tiplerle ustaca diyalogların verilişi değil ama her şeyden önce toplumsal davranışlarının altında yatan nedenlerin ayrışmış bir biçimde çözümlenişi de romana kendi gerçekçi niteliğini kazandırır. Yapıtın temel karamsar çizgileriyse yazarın geniş bakış açısı sayesinde yetkin bir sanatsal biçimlendirme düzeyine ulaşır. Edebiyat tarihinin en önemli isimlerinden biri olan Miguel de Cervantes Saavedra, 1615 yılında Madrid’te yaşamını yitirmiş, geriye Don Kişot’un yanı sıra onlarca oyun ve roman bırakmıştır. 

Eserleri

Roman: La Galatea (1585), Persiles ile Sigismunda’nın Acıları (Los Trabajos de Persiles y Sigismunda, 1617)
Öyküler: Özgür Ruhlu Aşıklar (El amante liberel), Rincocerete ile Cortadillo (Rincocerete y Cortadillo), İspanyollar İngiltere’de (La espanola Inglesa), Yüksek İcazet (El licenciado vidriera)
Oyunları: Cezayir’de Sürgün (El trato de Argel, 1582), Cezayir Mahkumları (Las banos de Argel, 1582), La Numancia (1584), Cesur İspanyol (El gallardo Espanol, 1615), Büyük Sultan (La gran Sultana, 1615), Kıskançlık Evi (La casa de los celos, 1615), Aşk Dehlizi (El laberinto de amor, 1615), Pedro de Urdemala (1615), Salamanca Mahzenleri (La cueva de Salamanca, 1615), Kıskanç Yaşlı Adam (El viejo celoso, 1615), Uyanık Nöbetçiler (La guarda ciudadosa, 1615)
Deneme/Eleştiri: Parnaso’ya Yolculuk (El Viaje del Parnaso, 1515)

Miguel de Cervantes’in Hayatı – Bu da ödev yapmak yerine dünyaca ünlü müthiş yazar Cervantes ile ilgili gerçek bir fikir sahibi olmak isteyenler için:

İspanyol romancı, şair ve oyun yazarıdır. Cervantes, 29 Eylül 1547 tarihinde, Madrid’e 20 mil uzaklıkta, Alcalá de Henares’te doğmuş, yedi çocuğun dördüncüsüydü. Miguel’in babası, Ruy (Rodrigo), cerrahtı.Hümanist Juan López de Hoyos, Cervantes’in “Sevilen kimse ve sevgili öğrenci” olarak bilindiğini belirtir. Sanat yaşamına genç yaşta başlamıştır. Yazıları ve tiyatroları ile kısa sürede tanınan bir yazar olmuştur. 15 Eylül 1569′da Madrid’de bir yaralama iddiasıyla Miguel de Cervantes adlı biri hakkında tutuklama kararı çıkarıldı. Verilen cezaya göre sağ eli kesilecek ve 10 yıl sürgünde kalacaktı. Bir ad benzerliği söz konusu değilse, bu olay Cervantes’in İtalya’ya gidişinin nedeni olabilir. 1570′te II. Selim Kıbrıs’ı ele geçirince Papa V. Pius Osmanlılara karşı birlik çağrısında bulundu.Çağrıya yalnızca İspanya ve Venedik karşılık verdi. Cervantes Roma’daki İspanyol birliğine katıldı. 7 Ekim 1571′de Osmanlı donanmasıyla Lepanto (İnebahtı) Körfezinde yapılan İnebahtı Deniz Savaşı’na katılan Marquesa adlı kadırgada bulunan Cervantes, savaşta iki kez göğsünden yaralandı, bir top güllesiyle sol elini kaybetti. Daha sonra Osmanlılar tarafından tutsak edilen Cervantes, 1575-1580 yılları arasında Cezayir’de esir olarak yaşamıştır. Ancak orada da dolandırıcılıkla itham edilip hapse atılmıştır. Burada yazmaya daha sıkı sarılmıştır. Yaşamının sonlarına doğru ünlü eseri Don Quijote (Don Kişot)’u hapishanede kaleme almıştır ve bu eseri sayesinde tüm dünyada tanınmıştır. Eserde yazarın kendi hayatıyla alay ettiği ve kahramanla aralarında çokça benzerlikler olduğu görülür. Don Kişot, dünyanın en çok okunan eserlerinden biridir ve 38 dile çevrilmiştir.

İlginizi Çekebilir  Benan Kepsutlu kimdir? Benan Kepsutlu ne iş yapıyor?

Cervantes’in yaşama dair görüşleri
“Kötü hareketler, ne kadar yerden aniden biten bitkilere benzese de, gene de insan onlardan kolayca bir çok şeyler öğrenebilir.
Yaşamak ve öğrenmek güzel şeylerdir.
Aşk, herkesi eşit kılar.
Aşkın gözlükleri öyle pembedir ki, bakırı altın, yokluğu varlık, gözdeki çapağı inci gibi gösterir.
At, sahibine göre kişner.
Bal, eşeğin ağzı için değildir.
Kuru pantolon ile balık tutulmaz.
Borcunu ödememek kararıyla alışveriş yapan için, fiyatın önemi yoktur.
Herkesin kendine göre birtakım dertleri vardır, ama bu kiminde gramladır, kiminde kiloyla.
Dost mu dedin? Kulağa kaçan piredir o.
Fakirlik, aşkın büyük düşmanıdır.
En büyük felaket ölümdür.
Bir kapı kapanırken, öteki açılır.
Şiddetli fırtınanın arkasından sükunet gelir.
Dürüst bir kadının güzelliği ateşe benzer: Yaklaşmayana hiç bir zararı dokunmaz.
Aşk ne ile beslenir? İltifat ile.
Aşağılık insanlara iyilik etmek, denize su taşımaya benzer.
Önüne kötülük etme fırsatı çıkmamış kişiye, iyiliğinden ötürü teşekkür edilebilir mi?
Eldeki serçe, uçan turnadan iyidir.
Bütün acılar azalır, yeter ki ekmeğin olsun.
Açlık, dünyanın en güzel salçasıdır.
İyi bir ağaca sarılan gölgesiz kalmaz.
Zamanın unutturamayacağı anı, ölümün dindiremeyeceği acı yoktur.
Askerler için barut kokusu, lavanta kokusundan üstündür.
Bütün acılara dayanılır, yeter ki ekmeğin olsun.
Tecrübe bilginin anasıdır.
Şerefim yaşamımdan daha değerlidir.
Arkadaş uğrunda ölmek kolay, fakat uğrunda ölünecek arkadaşı bulmak zordur.
Zengin dullar bir gözleriyle ağlarlar, öbürünü kırparlar.
İnsan eğitimle doğmaz, ama eğitimle yaşar.”

Yazar: kacgun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.